Kiremit rengi bir gökyüzünde güneşin batışını durdurmaya calışıyorum şimdi. Ben ona yaklaştıkça o biraz daha hızlanıyor. Manzara nefes kesici. Dünya üzerindeki renkler muazzam. Aslında bambaşka olan renkler şu an pastelleşmiş. Belki gerçek olan rengi zaten buydu, belki bu an için böyle yaratılmış ya da böyle kurgulanmıştı. Hemen şuracıktaki dağın zirvesindeki oyuklar belki tam da böyle olması için bunca yıl rüzgara, kara, yağmura göğüs germişti. Belki de son haline giden yolda bambaşka bir aşamadadır. Ama şu an güneşten gelen son ışınlar dağı kızartmış, o sert ve dimdik duruşunu kırmış ve naifleştirmiş. Dağ teslim, savunmasız. Ama hala güçlü ve büyüleyici.
Güneş hızlı davrandı. Yakalayamadım ancak etkisi hala hissediliyor. Karşımdaki bulular sanatçının fırçasından çıkmış, çok belli. Boylu boyunca salınıyorlar gökyüzünde. Lila bulutlardan bir tül. O çok keyifli olduğum yaz akşamı esintisi var orada eminim. Yüzüme geliyor o esinti, hissediyorum. Keyiften gözlerim kapanmış biraz sonra farkediyorum, tüm gökyüzü lila olmuş şimdi. Tonlar katman katman. Gece daha hızlı yaklaşıyor.
Hemen yanımda bir göl, sandviçinden aldığı plansız, acele ve heyecanlı ıssırık sonrası masaya damlayan acı sos gibi göyüzüzünden yeryüzüne damlamış bir sos gibi görünen bir göl. Bu şekil çizmekle olmaz. Keyiflenmemek imkansız. Ne kadar derin, ağır, yoğun, yorucu düşünce varsa da aklımda su üzerindeki bu yansımalar hepsini dağıtıyor. Zihnimi temizliyor. Gözlerim tekrar kapanıyor istemsizce, bu sefer bir ıslaklık var. Bir damla düşüyor tek bir gözümden. Doğanın verdiği doyumu hissediyorum.
Ben Haki. Bazı şeylere rağmen olduğum gibi var olmaya devam ediyorum.
Haki, 25/01/2026
Kışın evde buz gibi bir yatak odasına giriyorsanız o odada soba olmadığını, haliyle, bilirsiniz. Hemen yorganı açarsınız. Yorganın içine girer ve ezilmeye başlarsınız. Sizi ısıtması gereken o yorgan sizi hem üşütür hem de ağırlığıyla üstünüze bir karabasan gibi çöker. Ama yine de o yorganın altında size huzur veren, güven veren bir şey vardır.
Çocukken bunu elbette anlayamazdım. Ta ki günümüzde ağır battaniyelerin pazarlanmaya başlamasına kadar. Üzerinize ağırlığıyla baskı yapan bu yorganlar, sizin bazı mutluluk hormonlarını salgılamanızı sağlıyor ve sizi güvende hissettiriyor(muş). Özellikle yalnız yaşayanlar için oksitosin ihtiyacını karşılamakta iyi bir çözüm(müş). O soğuk ama gerçek pamukla doldurulmuş nefes alabilen ağır yorganların altında bulduğumuz huzur salgıladığımız biyokimyasallarla ilgiliymiş… (kaynak: g.tüm)
Bugün grupta konuşurken, Haki’nin bir ağır yorgan geçmişi olmadığını öğrendik. O, yorgan ağırlığını ve soğuğunu tatmamış. Anlayacağınız, Kiremit’in tabiriyle “ağır yorgana sınıfı fazla geldi”…
Biz de Kiremit ile, bugün de, çocukluğumuzda hangi sınıfa ait olduğumuz ile ilgili bir çıkışnoktası daha keşfetmiş olduk.
Lila, 13/01/2026
Ey sevgili
Sen
Göz kapaklarımdan öpen
Nefesimi nefesine çeken
Sen
Sen ki beni bu hale getiren
Keşke burda olsan, elimi tutsan, yeniden parmak uçlarından öpsem teker teker.
Her birinden
O gülüşün, o ki kalbimi yerinden söküp atan.
Çok özledim seni.
O gözlerin, o içimi sıcacık yapan tebessümün
Gülüşünle bile değil, varla yok arası sadece tebessümünle burdayım diye bağıran gamzen
Çok özledim
Ben
Ben ki yanıyor kalbim yokluğunda
Sonra aniden buz tutuyor
Her şey karmakarışık
Kimse anlamıyor
Çok özledim
O kış gecesi tir tir tittirerken soğuk yatakta birleşen ayaklarımız.
Göğsüme koyduğun başın, ah o vanilya kokan tenin.
Uzun bir yürüyüş
Sisten hiçbir şey görünmüyor, dağın tepesi yok.
Yürüdükçe açılıyor, sen yanımdasın ya sisler hiç açılmada da olur.
Güneş batmış
beni orda öptüğün anın etkisinin yanına yanaşamaz.
Sahilde soğuk kumlara basarak sessiz yürüyüşlerimiz ya..
Ah…
Şehrin ortasında kalabalıklar arasında kayboluşlarımız ya…
Sen farkında değilsin nasıl sevdiğimin
Nasıl delirdiğimin
Seni nasıl gördüğümün
Nasıl biri olduğunun
Hiçbir şeyin
Hiç
Sen ki ben sana deli gibi aşığım
Nerdesin
Haki, 14 Şubat 2026